28 Haziran 2014 Cumartesi

Domates Savaşı ve Reguena şarap ve su festivalleri




İspanya nın Valencia şehrine yakın Bunol kasabasında her yıl yapılan tomatina yani Domates savaşı festivali
Dünyanın en büyük yemek savaşı festivali..

1940 yıllarında başlayan domates savaşı festivalinin çıkış sebebi bilinmiyor ama bu konuda bazı teoriler mevcut:

1 : Manavın yakınında çıkan bir sokak kavgası :(Gigantes and Cabesudos) -(grotesk başlı dev karnaval figürleri) adlı karnavalda cıkan bir kavga

2: Kötü bir müzisyene yapılmış bir şaka

3.Sempati duyulmayan bir politikacıya fırlatılmış bir domates

4 Okulda gerçekleşmiş bir yiyecek fırlatma savaşını halkın benimseyip bunu domates fırlatma savaşı olarak kendine adapte ettmiş olabileceği de düşünülüyor.

Sebep ne olursa olsun bu festival her yıl ağustosun 4. Çarşambasında bütün dünyadan insanların ilgsini cekiyor.

Bir günlük Tomatina festivali turları mevcut sabah sizi alıp aksam tekrar otelinize bırakıyorlar.
3 günlük otobüs turlarıda avrupa içinde uygulanıyor.
1950 li yıllarda cok fazla şiddet içerdiği için bazı katılımcılar tutuklanyıor ve festival yasaklanıyor.

1957 yılında bazı gencler bu festivalin ismini domatesin cenazesi olarak değiştirmeyi önermiş ve bununla ilgili çeşitli parodiler yapılmış müzsyenlerin şarkıcılar.ın katılımıyla içinde bir domates olan tabut cenaze marşı eşliğinde taşınmış..1959 yılında halkın ısrarları uzerine belediye tekrar festivalin duzenlenmesine izin vermiş. Festival kuralları: Başlama ve bitiş zamanları dışında tomates fırlatmak kesinlikle yasak.

Etkinliğe bazı eklemeler: yağlı direğe tırmanma, sıcak çikolata partisi, sportif aktiviteler

Bugunlerde ise sabun sürülmüş direğin üstündeki domuz pastırmasını yakalamaca en popular aktivitelerden biri..

festivale gelirken eski ve koyu renk giysilerle tercih edilmeli cunku kıyafetlerinizin yırtılabilir acık renk de giymeyin cunku lekelerin cıkması pek mumkun olmıycaktır.
kapalı ayakkabı giymekte fayda var cunku ayagınıza birilerinin basması cok normal ayrıca mucehver şapka gozluk anathar cep telefonu bunları almamanız tavsiy ediliyor cunku kaybetmeniz veya caldırmanız muhtemel.

Valencia dan Bunola gitmek için trenle sabah 6:30 am kalkıslı trene binmekte yarar var. Cunku festival 8 :00 baslıyor ve tren yolculugu yaklasık 45 dakka suruyor. Erken gitmekde fayda var eger yaglı direk yarısını yakından görmek istiyorsanız.
Ayrıca bu saate gittignizde cok fazla bilet kuyrugu olmayacaktır.
Hatırlatalım biletler önceden alınamıyor.
Festival sabah saat 8 le öglen 12 arasında yapılıyor. Bir boru sesiyle bitişi haber veriliyor.
Domatesle boydan boya sıvanmış ustunuzu temizlemek için eger sanslıysanız lokal halk

tarafından hortumla su tutularak temizleme sansını elde ediyorsunuz.
Ustunuz basınız domatezli olarak sizi trene almıyorlar haberiniz olsun mutlaka temizlenmeniz lazım:)
Duş kuyruguna girip duş almak şart kuyrugun nekadar uzun olabilecegini söylememe gerek var mı?

Madrid ten otobüs seferleri: Conde Casal otobüs istasyonundan saat 23:00 da Valencia ya gitmek icin kalkıyor ve saat sabah 3:00 da varıyor. Başka tarife yok:/
Barselona dan ise Estcion del Norte istasyonundan 23:59 da kalkıyor 3:59 da Valenciaya varıyor.

Bunolda o donemde otel bulmak zor cunku otel sayısı cok az ve kasabanın sakinleri kendi evlerini kiralıyor ki buda cok pahalı

Festivalden bir gece önce ise Reguena da sarap festivali düzenleniyor. Aslında bu festival 19_30 ağustos arasında devam ediyor
Fiesta de la Vendimia bağbozumunun başlangıcında yapılan bu festivale şarap ve su festivali deniyor sebebi ise: Noche de Zurra denilen gelenksel bir vetkinlik .

Halk sokaklara cıkıp etraftan su isterler komsular da bu isteklerini geri cevirmez kovalarla hortumla onlara su atarlar. Burada şarap dışında tadılacak yemekler: Reguena sosisi ,gelenksel menu olarak morteruelo bizim kıymalı pidemiz gibi sanırım veya ajo arriero yani buğulama kırmızı biberli cod balığı mutlaka denemelisiniz.
Şarap tatmak için kadeh başına 7 euro ödüyormuşsunuz ve size 8 deneme hakkı veriyormuş ama tatmak öyle bir yudum bişi değilmiş eğer iyi bir içici değilseniz 8 kez denemenin hepsni bir gecede bitirmek zor oluyormuş .


25 Mayıs 2010 Salı

İpek Yolu Macerası :Mozambik - Bölüm (?)

Yakın bir arkadaşım Güney Afrikalı bir kızla evlenmişti 3 yıl önce (şimdi maalesef boşandılar ☹) kız çok zenginmiş yani öyle bölye değil 16 yaşında ailesinin yatıyla dünyayı dolaşmış .. Arkadaşımla johhensburg’da evlendiler ve balayı için Mozambik ‘e gittler. Arkadaşım bana oradan mail atıp fotograflar gönderiyordu. Buraya mutlaka gelmelisiniz çok güzel diyordu.



Afrikaya gidipte safariye çıkmadan bir seyahat düşünülemez herhalde! (Bu Afrikanın neresinde olduğunuza göre değişir tabi )
Bizimle aynı fikirde olmayabilirsiniz ama deniz kum güneş üçlemesi maalesef Afrikada bizi birinci derecede ilgilendirmiyor ( tabi Scuba /Kızldenizi vs ayrı değerendirmek lazım) Biz en iyisi spesifik olup konu dağılmadan sadece Mozambiğe odaklanalım.
Bizim için öncelik görülecek yerler vahşi doğa yani natural parklar olucaktır. Mesela araba kiralayıp Mozambiği baştan başa geçmek ( bütün sahil şeridini) ... Bunu yapan birçok insan var hatta sanıldığı kadar tehlikeli korkutucu olmadığını söylüyorlar.
Kısaca ülke hakkında bilgi vericek olursak:
Mozambik Afrika’nın güney doğunusunda Hint Okyanusuna kıyısı olan bir ülke. Baş şehri Maputo’yu görmek gerekiyor .
Mozambik coğrafyadan hepminizin hafızalarında yer etmiş meşhur kaşif Vasco Da Gama tarafından keşfediliyor Portekiz kolonisi oluyor ve 1975 te özgürlüğünü ilan ediyor. 1992 ye kadar da iç savaşlar yaşıyor.

Doğal, katıksız Afrika kültürününün yanısıra çoğunluk Portekizce konuşuyor ve Mozambik mutfağında da aynı kültürün etkisi yaygın.


Milli parklar
Büyük Limpopo Transfrontier Parkı 35.000 metrekarelik alanıyla parkların en büyüğü …birçok hayvan çeşidini içinde barındırıyor. 147 çeşit memeli: vahşi köpekler, zürafalar, filler bunlara dahil. 2000 çeşit bitki ,505 kuş çeşidi mevcut. Bölgede yerli geleneksel şifacılar ve elsanatları ustaları da var .Onların kültürlerini tanımak inanılmaz bir tecrübe olucaktır.
Zivane Milli Parkı, Save nehrinin kıyısında İnhambabe bölgesinde bulunuyor kedigillerin birçok çeşidini burada görmek mümkün (aslan, leopar, çita)
Bahnine Milli Parkı, Gaza bölgesinde yer alıyor. Savanaları, sulak arazileri ,nehirleri, miombo ormanları, baobab ağaçlarıyla görülmeye değer ..bu milli parkta rastlayabileceğiniz hayvanlardan bazıları: aslan, leopar timsah, hipopotam, impala, antilop ve fil.
Gorongosa Parkı ise Mozambiğin orta kesiminde Afrikanın büyük rift vadisinin sonunda yer alıyor burada da savanalar, Gorongosa Dağı, Pungue nehri bulunmakta bu nehrin kıyısından gün batımını seyretmek harikaymış diye duyduk..









Deniz tutkunlarına duyurulur; Bazaruto takımadaları Bazaruta Benguerra, Magaruque ve Santa Carolina adalarından oluşuyor. Buralarda marine hayatını anlatmaya gerek varmı? Mercan resifleri ,karada kum tepeleri, tatlısu timsahları, küçük antiloplar, mangrove yengeçleri , samango maymunları, flamingolar ve 250 kuş çeşidi varmış. Ayrıca Benguerra da atla safariye çıkabiliyorsunuz..
Mozambik adası ise Mozambik kanalıyla Mossuril körfezi arasında yer alıyor Portekiz kolonisiyken ipek yolu üzerinde altın, fildişi ve köle ticaretinin en canlı merkeziymiş buralar şimdi dünyanın kültürel mirası olarak unesco tarafından korunma altına alınmış.
Maceramız bu kadarla kalmazdı elbet, ama Mozambik dünya seyahatimizin sadece bir durağı…

7 Mayıs 2010 Cuma

Taj Mahal'a Gider İken Aldı da Bir Yağmur

Hindistan, ya da orjinal sanskritçe adıyla Bhārat Ganarājya dünyanın en yoğun ikinci nufüsuna sahip ülkesidir ve aklımıza direkt Hinduizm, Ganj nehri, ineklerin kutsallığı, kaplanlar, Taj Mahal, gurular, ucuz teknoloji çalışanları(programcılar), Bollywood, slumdog millionaire ve indiana jones gelir. (Nasıl yani sizin aklınıza Indiana Jones gelmiyor mu? )

Her neyse,dünyanın en mistik tatil bölgelerinden biri sayılan Hindistan'a yolumuz düşseydi görmeden edemeyeceğimiz 2 bölgesi olurdu.

Goa; Hindistan'ın batı kıyısında yer alır ve fantastik bir eyaletidir. 1961 yılına kadar yönetimi altında kaldığı Portekiz'in etkisi sebebiyle diğer bölgelere oranla daha yüksek bir gelir düzeyine sahip olan bölge Hindistan turizminin en can alıcı yerlerinden biri olup; bizim tatilci jargonunda "deniz tatili" dediğimiz hikayeyi Bodrum³ şeklinde bir eğlence hayatıyla birleştirmiş nadide cennet köşesidir.

Hindistan tatilimize şüphesiz Avrupa'nın kış mevsiminde olduğu, Goa Karnavalı'nın başlama tarihi olan Şubat 12 gibi başlamak isterdim. Esra karnavallara, festivallere bayılır. 3-4 tane kale, 2-3 tanede bazelika ve tapınak dolanıp kültür kısmını çözer, ardında da cennet plajlara atardık kendimizi. Örneğin Vagator Beach.









Ya yemekler? Muhtemelen ikimizde Hindistan seyahatinden 2-3 kilo ile beraber dönerdik. Evet egzotik lezzetlere ilgimiz büyük. Ayrıca galangal, köri ve zencefile büyük ilgi besliyoruz... Sonuçta çok sağlıklılar(Laf aramızda Esra galangalı o kadar çok sever ki; Tayland'da bana çarşı pazar aratmakla kalmadı, 2 kilo satın alıp, bavula attığı gibi eve getirdi.).


Gelelim ikinci bölgeye.









İkinci durağımız kesinlikle Agra kenti olurdu. Dünyadaki en muhteşem aşk göstergesini görmemek olmaz. Hem mimarisi, hemde hikayesi ile büyüleyici Taj Mahal'den bahsediyorum tabiki.../Bu arada minik bir itiraf bende Esra'yı dev bir heykelimizin (Eyfel kadar büyük) dikileceğini söyleyerek kandırmıştım :p / Bu yazıyı Esra ele alsaydı şimdi size Taj Mahal'i anlata anlata bitiremezdi ama ben kısa kesicem. "Taj Mahal muhteşemdi, dilim tutuldu" der geçerdim muhtemelen anlatmaya kalktığımda.







Burdan sonrasını ETS Turizm'in Hindistan turunu takip ederek giderdik ta ki, güzel bir motor kiralayıp Esra ile Hindistanı motor üzerinde dolanmaya başlayana kadar. Duyduğum kadarıyla Tibet sınırına yakın tapınaklarda zaman geçirebiliyor, tapınak insanlarıyla ayinlere katılabiliyormuşsunuz. Biz kesin bir kaç gün kalırdık.Zaten hindistan diyince bana en ilginç gelen şey Tibet sınırına yakın bölgeleri, dünyanın en yüksek geçidi, guruları ve Indiana Jones (:p) oluyor.

4 Mayıs 2010 Salı

Samui adasında balayı macerası






Thongtakian koyu Promstuk Buri resort

Koh Samui ve Bangkok' a gidişimizle ilgili bir itirafta bulunmak istiyorum.
Otel şeçimi yaparken her zaman Tripadvisor'ı referans almak doğru bir seçim değilmiş meğer.
Şunu tecrube ederek öğrendim: Genellikle turizm şirketlerinin paket turlarında seçilen oteller, her zaman güvenli, denenmiş o bölgenin her açıdan en uygun otelleri oluyor. Çoğu Turizm şirketi" risk alamayız" felsefesiyle haraket ediyor çünkü.
Kirikayan butik otel - Chaweng koyu
Eğer bizim gibi macera arıyorsanız o başka bir şey tabi:)
Biz Samui/Bangkok tatilimizi kendimiz planlamak istemiştik. Turizm şirketlerinin paket turlarını da araştırdık. Mesela Ets Turizmin Samui turu için önerdiği otellerden Amari Palm Reef Otel güzel gözüküyordu ama hangi sahili istediğimizde karar verememiştik.
En sonunda Samui de ismi az duyulmuş sakin sessiz bir koyda olmayı tercih ettik. (Thongtakian beach -Promstuk Buri) Otelimiz Resort tipi kucuk tek katlı evlerden oluşuyordu .
Promstuk Buri'ye ilk vardığımızda yatakta görünmeyen böceklerin istilasına uğradık. Odaya gelen temizlik görevlilerinin yatağı kaldırmasıyla içerisini bir toz bulutu kapladı.

Amari Palm Reef Otel -- Chaweng koyu








Yağmur daha yeni dinmişti,terasa fırladım ve kapının yanındaki ters cevrilmiş içi boş saksıya çarpıp devirdim. Altından yüzlerce karınca etrafa dağıldı. Bu arada temizlik yapan kadınlar ellerindeki böcek öldürücü ilaçları yatağa ve odaya sıkıyorlardı. Göz gözü görmüyordu.
Başka oda vereceklerini söylediler. Yağmurdan dediler falan filan.. ama bizim o durumdan sonra orada kalmamıza imkan yoktu. (sürekli kaşınma hissi:/)
Bu arada bu oteli Tripadvisor da öve öve bitiremiyorlardı. Eğer toz pireleri beni bozmaz diyorsanız sessiz sakin bir yer. Sahili gerçekten güzel yengeçlerin ortasına havlunuzu serip güneşlenebilirsiniz :)
Daha sonra başka bir otele yerleştik(Kirikayan resort spa) yeni açılmış bir oteldi ve memnun kaldık.
Gelgelelim Amari Palm Reef otele: bu otelin lokasyonu, sahili, otelin mimarisi fiyatı herşeyi Kirikayan otelden çok çok daha iyiydi. Ama biz acil bir otel bulmak sorunda olduğumuzdan bulduğumuz ilk güzel otele yerleştik. Pişman olduk tabi ama iş işten geçmişti.

İtalya'yı Görmeden Ölmek Yok!

Duomo Katedrali , Ponte vecchio(Eski köprü) , Piazza della Signori






FLORANSA
Toskana 'nin baskenti , Italyan Rönesansi nin dogum yeri, Leonardo da Vinci ve Michelangelo 'nun yasadigi,Dante'nin dogdugu yer Floransa...
Bu sehirde görülmesi gereken çok yer var :Kentin merkezindeki en önemli meydan Piazza della Signoria. Bu meydanin ortasinda Neptün çesmesi var. Neptün Havuzunun ortasinda mermerden yapilmis deniz tanrisi nin heykeli, atlar ve etrafinda deniz kizlari ve erkek deniz tanrilari bulunuyor.
Michelangelo 'nun David heykeli Accademia müzesinde, genelde Duamo diye bildigimiz kentin en önemli kilisesi Santa Maria del Fiore ve mutlaka görülür!!









(Floransa sk., Eski saray, St. Maria Novella, Pisa kulesi)

Pisa Kulesi, İtalya'nın kuzeyindeki Piza şehrinde Piazza dei Miracoli de (Mucizeler Meydanı) yer alan şehir katedralinin çan kulesi, ana yapıdan ayrı olarak 1173 te yapılmıştır. Ünlü Pisa Kulesi, bu çan kulesidir.

Bir Sinemacı olarak, gitmedğim şehirlere dair şehirle özdeşleşmiş filmler ilk aklıma gelenlerdir.
Mesela Floransa ile ilgili bir iki tane aklıma geliyor: "Manzaralı oda" diye Türkçeleştirilen "The Room with a view" Ridley Scott'ın çektiği Hanibal, Tea with Mussolini..





BÜYÜK TIKINMA PROBLEMİ:)
Yemek konusuna gelince Leventin piza düskünlügü herkes tarafinda bilinir. Kilo alma problemi olmadigi için artik gerisini siz düsünün ..Muhtemelen Italya onun için yemek cenneti olucaktir. Olan bana olacak yine ve replikleri duyar gibiyim:
LEVENT -Tatlım bir parça daha alır mıydın? bu kilo yapmaz..
ESRA- İstemiyorum israr etme canım
2 dakika sonra
LEVENT- Tatlım makarna kilo yapmaz biraz daha yesen?
bu işkence gezinin sonuna kadar devam eder:)
İtalyan yemekleri olarak ayrıca bir yazı mı düzenlemeyliyim acaba bilemedim:??









-QUO VADİS?
-ROMA
Hristiyan Efsanesine göre İsa'nın havarisi St Peter, Neron'un zulmünden kaçıp, Roma'yı terk ederken, yolda Hz İsa ona gözüküyor. Oda sinemlara, kitaplara adını veren o meşhur soruyu soruyor Quo Vadis? (Nereye gidiyorsun?)
İsa'nın cevabı ise " Roma'yı terk ettiğin için tekrar çarmıha gerilmek için Roma'ya gidiyorum" oluyor.Aslinda bu yaz ki planimiz daha önce hiç görmedigimiz Roma'ya gitmekti. ETS turun fazla zamani olmayanlara sadece "Haftasonu Roma" gibi küçük paket turlari da var. Bir haftalik turlarda Venedik Floransa da dahil oluyor.









Bütün yollar Romaya çikar... Sezarin hakki Sezara..Che s
arà, sarà yani Olacak, olacaktir. :)

Efsaneye göre, Roma'nin tarihi I.Ö. 753'lere dek uzaniyor. Disi bir kurdun emzirdigi Romulus ile Remus adlı ikizlerden Romulus kenti kurar ve surların temellerini, beyaz bir inek ile beyaz bir öküzün çektigi sabanın bıraktıgı izle belirler. Ikiz kardesini alaya alan Remus ise bir siçrayista sınırı aşar, Romulus onu öldürür.

Roma deyince ilk aklimiza tabiki Federico Fellini, tabiki Aşk çesmesi,Vatikan, Roma tatili filmi, ispanyol merdivenleri ve Colosseum geliyor.
Roma'nın görüntüleriyle süslenmiş okadar çok film var ki aklıma gelen bunların hepsinden bahsetmem mumkun değil.. ama en azından Fellini'nin "Roma" sını bir hatırlasak hiç fena olmayacak:)
En çok sevdiğim sahnelerden ikisi :D

Levent'in " Siteyi lutfen sinema bloguna dönüştürme rica edicem"
demesine az kaldı.



Motor kiralayip sehri dolasmak kimbilir nekadar güzel olucaktir.:P

Jack London ve Alaska

Kız, Kar ve Kan, Beyaz Diş, Ateş Yakmak, Jack London'ın Alaska'da geçen o heyecan dolu romanlarını okuyarak büyüyen her insanoğlu gibi bende o vahşi, ıssız, tehlikeli ve muhteşem güzellikteki bu coğrafyaya hayran büyüdüm. Sanırım en çok el değmemişliğini ve uçlardaki koşullarını sevdim. O kitapları okurken kendimi hep Alaska'da hissederdim. Bay Günışığı'nın donmuş bir nehirden çıkmasını ve hayatta kalmak için yaptıklarını bir nefeste okur, günün birinde Yukon'da donmuş bir nehire düşersem hazırlıklı olacağımı söylerdim kendime. Ve emin olun hazırlıklıyımda. Tek gereken Alaska'ya düzenlenecek bir tur. Tabi birde Esra'yı ikna etmem lazım keza kendisi soğuktan pek haz etmez. (gerçi bende sevmem ama olsun)



Ölmeden görülesi listemizde üst sıralarda olan Aurora Borealis'i (diğer adıyla Kuzey Işıkları), Yukon deltasını, Denali Nasyonel Parkı'nı, Alaska Gri Ayısını ve Köpek Kızağı Yarışları'nı görmek içinde çok büyük bir fırsat bu.